Osmanlı Denizciliği Sempozyumu değerlendirme oturumuyla sona erdi

“Uluslararası; Fethinin 500. Yılında Cezayir, Barbaros Hayrettin Paşa ve Osmanlı Denizciliği Sempozyumu” değerlendirme oturumuyla sona erdi.

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörlüğü tarafından; Cezayir 2 Üniversitesi işbirliği, T.C. Başbakanlık Türk Tarih Kurumu ve T.C. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın destekleriyle Manisa Anemon Otelde gerçekleştirilen “Uluslararası; Fethinin 500. Yılında Cezayir, Barbaros Hayrettin Paşa ve Osmanlı Denizciliği Sempozyumu” değerlendirme oturumu ile sona erdi.

Sempozyumda tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan; günümüzde de sosyal, kültürel, ekonomik ve turistik bakımdan Kuzey Afrika ülkeleri arasında ayrı bir önem taşıyan Cezayir’deki tarihsel miras, disiplinler arası bir bakış açısıyla tartışıldı. Yurt içinden ve yurt dışından çok sayıda önemli bilim insanının; tarih, edebiyat, dilbilim, sanat tarihi, antropoloji, sosyoloji, coğrafya, denizcilik, uluslararası ilişkiler ve iktisat gibi farklı alanları kapsayan 62 bildiri sunuldu.

Başkanlığını MCBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muzaffer Tepekaya’nın yaptığı değerlendirme oturumuna konuşmacı olarak; Prof. Dr. Uli Schamiloglu (University of Wisconson- Madison), Doç. Dr. Özlem Kumrular (Bahçeşehir Üniversitesi), Prof. Dr. Chakib Benafri (Cezayir 2 Üniversitesi), Prof. Dr. Zeki Kaymaz (Ege Üniversitesi, Türk Dünyası Araştırmaları Merkezi), Prof. Dr. Orhan Kılıç (Elazığ Üniversitesi) katıldı.

Prof. Dr. Muzaffer Tepekaya, böylesine farklı ülkelerden ve alanlardan bilim insanlarının sempozyuma iştirak etmelerinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, üniversitemizin ev sahipliğinde yapılan bu sempozyumun büyüyerek geleneksel hale gelmesi temennisinde bulundu. Sempozyumun ikincisini, yine TİKA ve Türk Tarih Kurumunun destekleri ile Cezayir’de yapmayı planladıklarını söyledi. Prof. Tepekaya, sempozyumun düzenlenmesindeki emekleri nedeniyle düzenleme kuruluna; destekleri nedeniyle de Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan ile TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam’a teşekkür etti.

Prof. Dr. Uli Schamiloglu, kendisinin Amerika’da geçirdiği akademisyenlik yıllarında adını duyduğu ve makalesini okuduğu bir çok akademisyen ile bu sempozyum vasıtası ile tanıştığını; Avrupa ve Amerika’da üniversitelerin belirli alanlarda uzmanlaşmaya başladıklarını belirtti. Schamiloğlu, üniversitemizin de bu sempozyum vesilesi ile Türkiye’de öncü bir tavır içinde olduğuna dikkat çekti.

MCBÜ’nün Erasmus anlaşması ve ikili anlaşma imzaladığı Cezayir 2 Üniversitesi Türkoloji Bölüm Başkanı Chakib Benafri gösterilen misafirperverlik için, sempozyuma katılan tüm Cezayirli katılımcılar adına MCBÜ ailesine teşekkür etti ve üniversitemiz ile yapılan anlaşmaların söz konusu sempozyum ile işlerlik kazanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Doç. Dr. Özlem Kumrular, “Barbaros’la ilgili en az belge ne yazık ki İstanbul ve Cezayir’de. İspanya arşivleri olmadan bir Barbaros tarihi yazmanın imkansız olduğunu görüyoruz. Barbaros’la ilgili %80 belge İspanya’da bulunuyor. Bu arşivlerin hepsi birer maden niteliğinde. Barbaros’un saat saat, gün gün nerede olduğunu, bu arşivleri takip ederek öğrenebilir ve 3-5 ciltlik bir kitap çıkarabiliriz. Bugün Türkiye’de yayınlanan bir tek Barbaros biyografisi yok.
Arşiv belgeleriyle yazılmış bir Barbaros biyografisi henüz dünyada yazılmadı” diye konuştu.

Prof. Dr. Zeki Kaymaz, sempozyumda Türkçe’nin Cezayir Arapçası ile ilişkisi üzerine bildiriler olduğunu ifade ederek , “Bunlar aynı zamanda kültür ve tarih ilişkilerinin en sağlıklı tanıklarıdır. Gazavatnameler ve şiirler hakkında bildiriler vardı. Genel olarak Cezayir’de Osmanlı izleri üzerine bilmediğimiz güzel şeyler anlatıldı. Emeği geçenlere çok teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.

Prof. Dr. Orhan Kılıç ise, “Bu tarihi süreç, bugünkü Cezayir ve Türk tarihçilerinin de ortak çalışabileceği bir alandır. Gerek Türk tarihçilerinin gerek Cezayir tarihçilerinin ortak çalışma ruhunu geliştirmeleri gerekiyor. Bu sadece tarih alanında da kalmamalı. Sosyoloji, edebiyat, coğrafya gibi alanlarda da mutlaka ortak disiplinlerin bir araya gelerek, her iki ülkedeki kaynakları anlamaları noktasında daha çok çalışmaya ihtiyaç var” diye konuştu.

Kaynak

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir