“Osmanlı Akdenizi” tartışıldı

Türkiye’de ve Dünyada Osmanlı Deniz tarihçiliğinin önde gelen ismi Prof. Dr. İdris Bostan “Osmanlı Akdeniz’i Nasıl Anlaşılmalı?” başlıklı konferansıyla İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin konuğu oldu.

Tarih ve Kültür Topluluğu öğrencilerinin düzenlediği konferansa, Rektör Yardımcısı ve Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Turan Gökçe’nin yanı sıra çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

Konferansın başında kısa bir konuşma yapan Prof. Dr. Gökçe, denizcilik tarihimizin dünyaca tanınan tarihçisini, İKÇÜ’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. Prof. Dr. Turan Gökçe, “Üniversiteler sadece kendi akademik kadrolarıyla sınırlı kalarak öğrencilerini geliştiremez. Bu sebeple alanında ciddi eserler veren bilim adamlarını öğrencilerimizle buluşturmak son derecede önem taşımaktadır. Prof. Dr. İdris Bostan gibi değerli bilim adamlarımızı üniversitelerimize davet etmeli, onların eşsiz bilgi dağarcığından feyz almalıyız. Öğrencilerimizi bu güzel etkinliği düzenledikleri için tebrik ediyorum” dedi.

Osmanlı Akdeniz’i

Prof. Dr. Bostan konu hakkında yıllar süren çalışmaları neticesinde bir “Osmanlı Akdeniz’i” gerçeğinin mutlaka kabul edilmesi gerektiğini vurgulayarak; “Kuzey Afrika’dan Suriye kıyıları, Anadolu’dan Adriyatik kıyılarına kadar uzanan geniş bir coğrafyada sağlanan Akdeniz hâkimiyeti bu kavramın gerçekliğine işaret etmektedir.” dedi.

Fatih Sultan Mehmed’in en önemli gayesi

Osmanlıların denizlerdeki varlığını 14.yüzyıldan sonra geliştirdiği politikalarla sağlamlaştırdığını vurgulayan Prof. Dr. İdris Bostan, İstanbul’un Fethi’nin bunda çok önemli bir rol oynadığını kaydetti.  Fatih Sultan Mehmed’in denizcilik politikasının Osmanlıları denizlerde büyük bir güç haline getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Bostan, “Karadeniz’in bir iç deniz haline büründürülerek Akdeniz’den gelecek tehditlere karşı korunaklı hale getirilmesi, imparatorluğun çok önem verdiği amaçlarından biri oldu. Bu durum, zihin dünyasını tarih ve coğrafya merakıyla geliştirmiş olan Fatih Sultan Mehmed’in bir başarısı idi. Fatih Sultan Mehmed’in bu amaçla çıkardığı fermanlar tarihçiler tarafından bilinmektedir. 1475 yılında Gelibolu’da 100 geminin hazır bulunması, Osmanlı fetihlerinin istikametini göstermesi açısından önemlidir.” diye konuştu.

“İmparatorluğun en az 400 yıllık felsefesi bunun üzerine kuruluydu”

İstanbul’un Fethinde Osmanlı donanmasına verilen önemin tesirinin görüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Bostan, daha fetihten önce denizden gelecek düşman unsurlarına karşı önlemlerin alındığını belirtti. Prof. Dr. Bostan, “İstanbul Boğazına bakıyorsunuz, Anadolu Hisarı vardı. Fetih öncesinde Rumeli Hisarı da yapıldı. Fatih’in gerekçesi çok belliydi, Karadeniz’den gelecek tüm yabancı gemileri kontrol altına almaktı. Bu, Yıldırım Bayezid’in projesiydi aslında. Fatih, Çanakkale’nin girişine Kilitbahir ile Kale-i Sultaniye’yi yaptırdı. Söz konusu askeri hazırlıklar, Akdeniz’den gelecek tüm düşman tehditlerini daha Çanakkale’de karşılamak içindi. İmparatorluğun en az 400 yıl bütün felsefesi bunun üzerine kuruluydu”. Aynı politika yalnızca Karadeniz için değil Akdeniz ve Kızıldeniz için de geçerli idi. Kızıldeniz’deki Osmanlı denizcilerinin henüz Memluklar döneminde bile faaliyette bulunduğuna şahit olmaktayız. “Fatih’in bu anlayışı çerçevesinde Osmanlıların denizleri kontrollerinde tutmak için verdikleri mücadele ve gayret yüzyıllarca sürdü” dedi.

“Donanmanın başarısı imparatorluğu güçlendirdi.”

Türk denizcilik tarihinin Osmanlı tarihçiliği içerisindeki konumunu vurgulayan Prof. Dr. Bostan,  denizlerdeki gelişmelerin karadaki genişlemeye büyük katkısı olduğunu vurguladı,  Prof. Dr. İdris Bostan, Osmanlı Devletinde donanmaya verilen önemi çeşitli örneklerle aktardı.

“Koca Sinan Paşa’nın III. Murad’a sunduğu telhisinde, padişahım bu deniz işleri çok mühimdir. Siz hazinenin bütün imkânlarını seferber etseniz, bir donanmayı inşa etmek için en az 7-8 ay gerekir. Hâlbuki kara seferi kolaydır. Bir ferman buyurursunuz, atına binen yola koyulur, der. III. Murad cevaben, elzem olmayan harcamaların bir kenara bırakılarak tersane masraflarının karşılanmasını emreder. Osmanlı İmparatorluğu karada fetihlerle sınırlarını genişletiyordu. Bunda hiç şüphe yoktur. Ama diğer taraftan denizlerde de büyüyordu. Nitekim denizlerde geriledikçe karada da geriledi. Osmanlı donanmasının gücü ve deniz politikalarının etkisi, onu 16. yüzyılın başlarından itibaren Akdeniz dünyasının en önemli devleti konumuna getirdi” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Bostan, son yıllarda denizcilik tarihi alanında yapılan çalışmaların sayısının artış gösterdiğini ancak bu alanda daha yapılacak çok şeylerin olduğunu vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı.

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.