Rapor: “18. yüzyılda Halep’te ve Doğu Akdeniz Limanlarında İngiliz Tüccarlar”

10981

Mehmet Sait Türkhan, 9 Aralık Salı günü saat 16.00’da Kubbealtı Akademisi’nin Çemberlitaş’taki mekânında tez sunumunu gerçekleştirdi. Sunum, öncelikle tezin içerik ve kaynaklarına dair açıklamalarla başladı. Türkhan’ın Halep’i neden seçtiği ve bugün Suriye, İsrail, Ürdün’ü kapsayan ve Levant adı verilen bölge üzerinde neden çalıştığı sorularının cevabı, bölgenin tarih boyunca Hindistan-Arabistan ticaret yolu üzerinde bir kavşak noktası olan konumunda yatıyordu.

Halep, 16.yüzyılda Osmanlı- Memluk sınırındaki sıradan bir sınır şehri olmaktan çıkıp Osmanlı idaresi altında giderek gelişen bir şehre dönüşmüştü. Şehir özellikle de İran ile yapılan ipek ticaretiyle hem yerli hem de yabancı tüccarların ilgisini çekiyordu.
Osmanlı-İngiltere siyasi ilişkilerinin kurulmasıyla birlikte İngilizlerin bölgeye ilgisi 16.yüzyılda sonlarında başlamıştı ortak düşman İspanya düşünüldüğünde her iki taraf da birbirini müttefik olarak görmesi ilişkilerin gelişimini hızlandırdı. İngilizler önce Fransız bayrağı altında ticaret yaparken İstanbul’dan alınan ahidname ile doğrudan ticaret hakkı elde etmişlerdi.

Bu dönemde Akdeniz ticaretinde rekabet canlıydı ve Akdeniz’e kıyısı bulunmayan bir devlet bölgede söz sahibi olmaya başlıyordu. 1581’de kurulan Turkey Company ve Venice Company daha sonra 1591’de birleşmiş ve Levant Company adını almıştı. Kıbrıs-İskenderun-Londra hattı İngiliz ticareti için önemli bir güzergâh oluşturuyordu. İskenderun limanı böylece gelişmiş özellikle Trablusşam’da çıkan bazı güvenlik sorunları nedeniyle ticaret çoğunlukla bu güzergâh üzerinden yapılır olmuştu.

Türkhan, İngiliz belgelerinde İskenderun limanında aşırı nem ve yağışlardan şikâyet edildiğini depolarda ipeklerin ıslandığını belirtilmekte ve İngilizlerin buradan pek memnun olmasalar da Halep’e ulaşmak için daha kolay ve güvenli bulduklarını vurgulamaktadır. İngiltere’den yola çıkan gemi İskenderun’a ulaştıktan sonra geminin geldiği haberini Halep’e iletmekte güvercinler kullanılıyordu, hava şartlarına bağlı olarak 3-4 saatte şehre ulaşıyorlardı. Bu haber aynı zamanda piyasanın da canlanması demekti. Mal yüklü kervanlar ise en erken yaklaşık bir hafta içinde Halep’e varıyorlardı.

The_Levant_3

Levant Company, Osmanlı topraklarında tekel olarak ticari haklara sahip olmuş ve memurların maaşlarını karşılamaktan konsolosları belirlenmesi hatta elçilerin atanması gibi iki ülke ilişkilerini etkileyecek pek çok konuda söz sahibi olmuştu. Türkhan, Company’nin hem iyi bir ticari ağ kurmuş olduğunu hem de bölgedeki ticarete dair imkânları çok iyi gözlemlediğini belirtmektedir. Düzenli olarak piyasa şartları, ipeğin kalitesi, mazı üretimi, ipeğin İran’dan ne zaman geleceğine dair ayrıntılı raporları merkeze ulaştmaktaydılar. İstanbul’dan başka Company’nin temsilcilikleri ve konsoloslukları Halep, İzmir, Kahire şehirlerinde örgütlenmişti ve bunları bölgede Halep konsolosuna bağlı İskenderun ve Trablusşam gibi vekillikler takip etmekteydi.

Tüccar ve acente birlikteliğinin yanında ticarete yeni başlayanlar için bir çıraklık sistemi uygulanıyordu. Londra’daki patronların aile bireyleri ya da soylular çırak olarak alınır önce Londra’da ahlak ve prensip eğitiminden geçirilir sonunda 7 yıl süreyle Levant’a gönderilirdi. Company içinde İki İngiliz arasındaki sorunlar mutlaka konsolosluk mahkemesinde çözülürdü. Zaman zaman ise davalar kadıya aktarılıyordu. Örneğin, İngilizler ile Fransızlar arasında bir anlaşmazlık olursa çoğunlukla kadıya başvurulurdu.

İpek, tiftik ve mazı, İngilizler’in en fazla ticaretini yaptığı metalardı. Bölgede üretilen ipek ve özellikle İran’dan gelenler önemli yer tutuyordu. Bu ticaret dönemin ülkeden nakit çıkışına izin vermeyen politikaları gereği mal karşılığı mal verme üzerine kuruluydu. İngiltere’den özellikle yünlü kumaş getiriliyordu. Ticaretin boyutları konusunda ise Türkhan, Levant bölgesindeki ve Londra’daki gümrük kayıtlarının mevcut olmamasının hangi ürünün nerede üretilip nerede ne kadar satıldığı anlamayı zorlaştırdığını belirtmektedir.

95269262a316b6a4246e8020cc93f726

İngiliz ve Fransız tüccarlar bölgedeki mültezimler, malikaneciler başta olmak üzere ayan ve eşrafa borç veriyorlar özellikle parayı transfer edemedikleri zaman ise en iyi seçenek bu oluyordu. Türkhan, İngiliz tüccarlar başta olmak üzere Avrupalı tüccarlara simsar, depo görevlisi, tercüman olarak hizmet veren yerli halktan Ermeni ve Maruni aileler olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca, İngilizler’in Yahudilerle mesafeli olduklarını ancak bölgedeki yerel simsarların çoğunun da Yahudi olduğunu belirtmektedir.

Company, bölgede biriken sermayeyi İstanbul’a aktarmanın güvenlik sorunları oluşturacağını bilerek yine bölgede kredi vererek kullanmaktaydı. Burada Türkhan, İngilizlerin para transferinde uyguladığı bir yöntemden bahsetmektedir. Buna göre, İngiliz tüccarlar bölgedeki malikaneci ve mültezimlerin İstanbul’daki ödemeleri için İstanbul’da kredi vermektedirler ve bu kredinin tahsilatı yerinde yani Halep’te yine İngiliz tüccarlarca yapılmaktadır. Böylece hem bölgedeki para İstanbul’a dolaylı olarak taşınmaktadır hem de paradan para kazanılmaktadır. Company, kime kredi verileceği kimin güvenilmez olduğunu dolayısıyla kredi verilmemesi gerektiği gibi kritik bilgileri de elinde tutmaktaydı.

17. yüzyılda İran savaşlarının yoğunlaştığı dönemde özellikle çatışmalar güneye kayınca Halep ticareti bir süre için Erzurum, Tokat hattı üzerinden İzmir’e kaydı. Ancak Company, yine etkinliğini sürdürüyor ve ülkeler arasındaki ilişkileri bunun ticarete yansımasını takip ediyordu. Türkhan, Company’nin İspanyol-İngiltere Veraset savaşları öncesinde ülkeler arasındaki gerilimi takip ettiğini o an ellerindeki yünlüleri depolarda tutup savaş sırasında daha yüksek fiyatlara satabileceklerini hesapladıklarını belirtmektedir. İngiliz tüccarlar savaş bitinceye kadar yünlünün gelemeyeceğini bilmekte ve bu nedenle ellerindekini en yüksek fiyattan satmak istemektedirler. Yine Osmanlı-İran arasında bir savaş çıkacağı söylentisini Basra üzerinden East India Company ile yazışarak bu konudaki bilgileri takip ediyorlardı. Osmanlı ordusunun mühimmat hareketleri asker sevkiyatları da bir savaş göstergesi sayılabileceği için dikkatle izleniyordu. 1722’de İran savaşlarının başlamasından sonra Halep çevresinde İpek üretimi gelişti ve İngilizler kredilerle bu üretimi desteklediler. Aynı dönemde Çin ipeği Avrupa piyasalarına daha kolay gelmeye başladığında ise İran ipeğine bağımlılık azaldı.

M. Sait Türkhan tezinde, Akdeniz Dünyası’ndan Atlantik’e güç dengelerinin değiştiği bir dönemde Halep merkezli olarak Doğu Akdeniz’de söz sahibi olmaya çalışan devletlerin rekabetini, bölgede yerleşik güçler ile uzaktan gelerek söz sahibi olmaya çalışan güçler arasındaki bazen rekabet bazen de işbirliğinin geliştirdiği ilişkileri İngiliz Levant Company kayıtları ışığında değerlendiriyor. Eğer Atlantik eksenli gelişen kapitalizmden bahsedilecekse İskenderun limanı buna bağlı olarak Halep ile yapılan uluslararası ticaret ile şehirde oluşan kozmopolit ortam, kültürel etkileşim, yabancılarla çalışan onlardan kredi alan mal alış-verişi yapan aracı bir sınıfın varlığıyla birlikte oluşan merkez-çevre ilişkisi içinde Halep 18. yüzyılda kapitalist dünyaya eklemlenmiş görünmektedir.

Yazan: Okan Bozlağan

Sunum videosu için tıklayınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir