Turgutlu Geçmişiyle Daha Zengin

turgutlu-gecmisiyle-daha-zengin

Salih Özbaran*

            17-19 Kasım 2016 günlerinde Kaya Termal Otel’de bir sempozyum yapıldı. Bu sempozyum Turgutlu Belediye Başkanlığı ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörlüğü tarafından düzenlendi; 70’i aşkın bildiri sunuldu.  Böylece, özellikle tarihe ilişkin tebliğlerin ağır bastığı sunumlar sayesinde Kasaba (Turgutlu) tarihi daha bir aydınlığa kavuşacak, zenginleşecek, gelecekte yapılacak incelemeler için yol gösterici olacak bilgiler için daha sağlam adımlar atılacak. Kimlik peşine düşmekten, meraktan, içinde bulunduğumuz süreç için öncelik aramaktan; ama bunlardan çok daha önemlisi, bilimsel olarak yapılan araştırmalardan çıkan sonuçlarla karşılaşacağız bu oturumlarda. Özel olarak da, hayatının uzunca bir süresinde dünya ölçeğinde dolaşmaya çalışan benim gibi birisine, doğduğu Kasaba’sının tarihi için keşfedilen yeni açılımları gösterecek niteliklere kavuşma fırsatı verecek olması, bahtiyarlığımın apayrı bir parçasını oluşturmakta.

            Bendeniz yurt içinde ve dışında epeyce sempozyuma, kongreye katıldım. Ancak dar kapsamlı, bölgesel nitelikli olan böyle bir konunun zengin katılım ile taçlandırıldığına az rastladım. Bu sempozyumda ele alınan ve çok geniş (makro) değerlendirmeler için bir alt birim veya mikro ölçekli sayılan yerel tarihin/tarihçiliğin bir örneği yansıtılmaya gayret edilecek olması övgüye değer. Celal Bayar Üniversitesi Rektörlüğü’ne ve Turgutlu Belediye Başkanlığı’na, Kasaba (Turgutlu) tarihinin biraz daha aydınlığa kavuşması için bildiri hazırlayanlara ve düzenlenmesinde çaba gösterenlere -bir Kasabalı (Turgutlulu) olarak- teşekkür etmek isterim. Hemşehrilerim ve tarihçilik adına da, ayrıca, sevindiğimi, Manisa Valisi tarafından şahsıma lütfedilen plaketi de kentimin kültür kaynaklarının korunması ve doğa zenginliği için uğraş verenlerin çabaları adına kabul ettiğimi bildirmeliyim.

            Doğaldır ki hiç bir şey tam aydınlanamayacak ve kesin/keskin sonuçlara varılamayacak olsa bile, içinde ön yargıları taşısa bile, bölge tarihçiliği Turgutlu (Kasaba) örneğiyle yol alacak. Gerek Eski Çağlara ilişkin şu ana kadar ortaya konulanlar (örneğin Ege Üniversitesi’den Prof. Hasan Malay ve Cumhur Tanrıver’in yüzey çalışmaları), gerek İstanbul’dan meslektaşım Profesör Feridun Emecen’in Osmanlı sürecinin ilk yüzyıllarına ait olan öncü çalışması, gerekse Celal Bayar Üniversitesi’nde bulunan genç akademisyenlerin Kasaba’ya ilişkin arşiv kaynaklarından ve sanat eserlerinden yararlanarak ortaya koydukları orijinal metinler, fotoğraflar; benim öğrenci ve meraklılar için hazırladığım iki kitap ve bilgi kırpıntıları taşısa bile, her zaman kuşkuyla karşıladığım bazı meraklıların yayınladıkları kitap ya da makaleler ve internet ortamında gezinen birtakım bilgiler) şüphesiz ki bir etki yarattı; cesaret verdi, teşvik etti. Hatta, bu sempozyumda ilgi çektiği üzere -sınırlı sayıda dahi olsa- yurt dışından gelen tarihçilerle uluslararası nitelik taşımaya doğru adım atmış olması övülmeye değer.

            Tarihçilikte Turgutlu’nun akademik ortamda dile getirilmesi çok yakın geçmişin bir meselesi olmaya başladı. Rivayetlerin veya merakla ve hızla hazırlanmış yazı ve söylemlerin  bilim süzgecinden geçirilmelerine izin veren belge ve tanıklıkların keşfedilmesi, bunların yorumlanmaları tazeliğini korumaktadır. Mahalli/yerel/bölgesel bir tarih kendi sınırları içinde kalan özellikleri kadar, evrensel boyutta  bıraktığı imajları, değerlendirmeleri de potası içinde eritmeye çalıştığında daha sağlam yere basar. Bu sempozyumda Turgutlu, bu yöntemi benimsediğini gösteriyor: İstanbul’da korunan Osmanlı arşiv belgelerinden Türk dünyasından yansıyan benzerliklere, Yunan ve Yahudi kaynaklarındaki imgelere veya geçen yüzyılda tarihçilikte işlenmeye başlayan tarım, ulaşım, folklor, sanat , sanayi vb sayısız konulara uzanan bilgi zenginliğine doğru yol almaya çalışıyor.

            Tarih tek sesli değildir,” illa/kesinlikle budur” denilmez bu meslekte. Ancak diktatörlüklerde öyle bir  algı yaratılır. Bu bilgi dalı kimi zaman yüceltir, sevindirir, gurur enjekte eder; bazen de yanıltır, düşmanlık aşılar, pişmanlık yaşatır, ateşlenmeye hazır barut olur. Ama tarih yörüngesini bulur sonunda. Onun için günümüzde ulaştığımız değer yargıları ve yöntemleri gözden ırak tutulmadan  (Türkiye ortamında da Cumhuriyet ile ulaşılan çağdaş ilkeleri kenara itmeden, ara nağme olarak saymadan, parantez içine almadan) benimsendiğinde değerli bir bilgi deposu olabilir.

*Emekli Tarih Profesörü

Kaynak

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir