Değerlendirme: Uluslararası Turgutlu Sempozyumu (17-19 Kasım 2016)

turgutlusempozyumus

16-19 Kasım tarihlerinde Turgutlu Belediyesi ve Celal Bayar Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlediği sempozyum Turgutlu’yu tarihinden edebiyatına, coğrafyasından, günlük yaşamına çok boyutlu bir şekilde ele almayı amaçlıyordu. Bu çerçevede gayet iyi organize edilmiş bildiriler arasında özellikle de Tüzel Gökyayla ve Salih Özbaran gibi Turgutlu’da doğmuş isimler üzerine sunulan biyografik çalışmalar, akademik tondan çok kişilerin hayat hikayelerini, bireysel mücadelelerini öyküleştiren bir yapıdaydı. Bu durumun sempozyumu daha çekici kıldığı söylenebilir.

Günümüzde Anadolu’da ilçeler illerin gölgesinde kalırken çoğunun tarihi hakkında pek az şey bilinir zaten şehir tarihçiliği yeni bir olgu olduğundan ilçeler üzerine yapılan çalışmalar da oldukça azdır. Ancak Turgutlu’nun özel bir yeri olduğu anlaşılıyor büyük şehirlere yakın olduğu gibi Anadolu’nun batısı ve doğusunu birbirine bağlayan konumu verimli tarım alanları ve çeşitli ürünler yetiştirmeye müsait iklimi onu herhangi bir ilçe olmaktan kurtarıyor.

Bildiriler arasında belki de en zayıf yan, burada yaşayan gayrimüslimlere dair pek az çalışma olmasıydı. Özellikle Rum ve Ermeniler üzerine çalışmalar yoktu.

Belediye ve ileri gelenler Turgutlu’da bir müze inşa ederek ilçenin kültürüne katkı sunmak istiyorlar ama ilçede bulunan bir havra duvarı delinmiş, pencere ve kapısı tahrip edilmiş harap halde beklediğinden belki de önce buna benzer durumlarla ilgilenilmelidir.

3005700

Her sempozyumun bir onur konuğu olur konuya emek veren, değerli katkıları olduğu düşünülen kişiler genellikle açılış konuşmasını yaparlar. Burada Feridun Emecen, Turgutlu’nun tarihi buradaki yerleşimin varlığı üzerine yaptığı çalışmalarla sempozyumun açılış konuşmasını yaptı ve bazı oturumları yönetti, ilgi üzerinden hiç eksilmedi o da çalışmalarının mükafatını alan birinin rahatlığına sahipti.

turgutlu-sempozyum-konusu-oldu

Tanışmaktan mutluluk duyduğumuz bir isim de Salih Özbaran’dı. İdris Bostan hocanın derslerine girenler ismini duyar ama neredeyse hiç görmez Salih hoca ilk gün oturumlara katıldı ve kendi hakkında yazılan bildiriyi dinledi. Onun heyecanı ilmi konulara gösterdiği merak görülmeye değerdi. İlmi meselelerle ilgilenmenin temel motivasyonunun yaş ya da mevki, makam değil merak olduğu olgusunu tekrar hatırladık.

durgutlu-kasaba

Araştırma etiği bağlamında ise nadir de olsa “tuhaf” şeyler yaşandı hocaların çalışmalarından sonra “aynı çalışma 10 yıl önce yapıldı siz bu çalışmayı gördünüz mü üstüne ne koydunuz?” tarzında sorulara “o çalışmayı görmedim” şeklinde cevap vermelerinin şık olmadığı düşünülebilir. Çünkü dil engeli yoksa, sınırlı sayıda basılmış nüsha durumu söz konusu değilse bir kaynağa ulaşamamak prefesör ünvanlı birisi için zor olmasa gerektir. Sempozyum genel olarak iyiydi bir tur düzenleyerek davetlilere ilçenin tarihi yapıları gezdirilebilirdi zaman zaman belli aralıklarla benzer sempzoyumların düzenlenmesinde fayda vardır.

Sempozyumda ilk gün oturumlarında bizim de yerleşimdeki Yahudiler üzerine bir bildiri sunma şansımız oldu. Fakat zaman problemi olduğu için yazdıklarımızın hepsini okuyamadık ve sonuç kısmıyla geçiştirdik, tartışma bölümü de olmadı. Ancak Siren Bora gibi Yahudi tarihi uzmanıyla tanışmak aynı oturumda bildiri sunmak yanımıza kar kaldı. Bir dahaki sefere metin okuma üzerine değil anlatma üzerine kurgulama kararı aldık.

Okan Bozlağan & Hector Vielva Diego

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir